Sevdan Damarimda Bir Kan Gibi Dolasti Heran Seni Yasadim Her Saniyesinde Ömrümün Bir Ask Masaliydin En Cocuksu Animda Ben ise MasaL Prensesi Seni Unutamadim MasaLımın Prensi
Kayıp kentin güzel insanı. Rüzgar esermi sizin oralarda? Ve Umut türküsü söylenirmi Sevda misali? Yada Buradan sesimiz duyulurmu Bir SELAM desek dosta...
İsim Giflerine son verilmiştir. Lütfen gif isteğinde bulunmayın.
Merhaba arkidis bu sayfanin böyle muhtesem olmasina sasirmadim yüregine saglik bu sayfada her insan kendine göre bir güzellik bulabilir emegine saglik arkidis basarilarinin daimi olmasi dileklerimle rabbime emanet ol saglicakla kal
Çin yüzyıllardır Doğu Türkistan Türkleri'nde karşı sistemli bir vahşetle soykırım siyaseti uygulamaktadır. Filistin ve Çeçenistan'da yaşananların çok daha bilimsel (!) ve insanlıktan sıyrılmış halini yaşayan Uygur Türkleri; Çin'in uyguladığı sert sansür politikasıyla seslerini de duyuramamaktadırlar.
Bugün bizim elimizden gelense bu husus hakkında bilinçlenmek, kardeşlerimizin acısını yüreğimizde hissetmek, onları dualarımızda hatırlamak ve Çin mallarını boykot vesilesiyle tepkimizi ortaya koymaktır!
Son zamanlarda milletimiz bilinçlenmeye başladı bu konuda ve artık boykot çağrıları halktan daha kuvvetli destek alabiliyor. Biz 75 Milyonluk bir millet olarak eğer istersek sadece maddi gücümüzle kapitalistleri yaralayabiliriz.
Çin malı ya da hammaddesini, tüketici olarak ayırt edebilmek oldukça güç ancak Çin üretimi olan bir malı ayırt etmek çok ama çok kolay. Nasıl mı? Aldığınız ürünün üzerinde "Made in China", "Product of China", "Çin Malı" gibi ibareler yer almıyorsa, ürünün barkodunu okuyun. Her ülkenin sahip olduğu eşi olmayan satış kodları, barkodların başına işleniyor. Barkodun en başındaki ilk iki ya da üç rakam, ürünün hangi ülkeden geldiğini size söylüyor. İşte Çin'e ait barkod numaraları 690 ve 692. Eğer ürünün orijinalinden emin değilseniz bu üç rakam size yol gösterecektir. Bu numaralarla başlayan ürünleri almayın. Sessizlik içinde ölen, acı çeken tüm canlıların sesi olun.
Suskunluğumu çığlıklara gömdüm sustukça depremler başladı ruhumda kusup atmak istedim içimdeki zehri, olmadı yapamadım ellerimde kırılgan can kırıkları yüreğimi kesiyor, canım kanıyor anne sesli harfler biriktiriyorum dilimde intiharın eşiğinde cümleler bir uçurum kenarında ha düştüm, düşeceğim hayat ile ölüm arasında kaldım...
Nicedir zehirli bir ok gibi kalbime saplı hüzün özlemler birikiyor durmadan ters güzergahlar üstüne gözlerim uzaklara dalıyor, yollar tutuklu, ben yorgun gidenler dönmüyor anne, hasretlik dinmiyor zifir gecelerde, zehir yalnızlıklar demliyorum kaderime yağmur kokuları sarıyorum boynuma sızım - sızıları alıyorum koynuma sızım elif sızısı, yazım elif yazısı kalemim de küstü duygularıma kalakaldım öylece sayfalar ortasında şaşkın dudaklarımda bir ah!!! Kimse bilmiyor suyu çekilmiş ırmaklar gibi duruyor başımda gam ah anam yine yangın, yine hicran payıma düşen elbet biz de güleceğiz bir gün bu kiralık lanet acılara inat...
Bir zamanlar kınalı kuşundum artık yaralı bir kuşum anne! yüreğimdeki kuşun kanadı kırık acımayıp vurdular kanatlarımdan ak sütünle boyalı kınalı kanatlarımı zehirli silahlarıyla kana buladılar
Göğüs kafesimde yalnız, yaralı ve yamalı bir yürek tebessümlerim bile doldurmuyor gamzelerimi artık zifir acılar damlarken gecenin parmaklarından gözyaşı biriktiriyorum gülüşlerimde durmadan. oy ben ki, hazan bahçelerinde bile gülümserken güzlere dört mevsimim dalları kırık bir sonbahar ağacıyım şimdi, yapraklarımda sarı hüzün her fırtına ömrümden bir parça kopardı...
Leyl-ü Nehar’ı geçip gelemedim yol boyu kalp kırıkları, kar yolu cam kırıkları mevsim zemheri bırakma ellerimi üşürüm gamzelerimde biriken ruhumla, yıka kanatlarımı iz kalmasın dil yaralarından yüreğimi kesen can kırıklarından arındır beni al koynunda sakla kırılgan gülüşlerimi al yüreğinin can kafesinde barındır...
Öyle çabuk gömdünki sessizliğine, yüreğinin ne kadarına sığdırdığını bilmiyorum beni. Ne kadar ki yüreğin küçük bir sığlığa koydun beni. Merak ediyorum; o kadar ağır mı geldim de taşıyamaz oldun beni.
oysa uzun yollardan gelmiştim sana uzun ve soluksuzdu geldiğim yollar dinlenmeden usanmadan patika yollarında düşmeden senin yüreğinin yolları bu kadar kısamıydı ki gölgesiz yarı yollarda bıraktın beni daha soluklanmadan sende daha sindiremeden beni
Yüreğimi gecene sığdıramayıp karanlığına attın beni. Oysa yıldızları toplayıp gelmiştim sana. Avuçlarımda sıkılı kaldılar, bırakamadım kucağına. Ait olamamanın acısını bilirim, hüzün işlemiş yıldızları ait oldukları yere yani geceye bıraktım gözyaşları içinde. Göz yaşlarım içime aktı. Anladımki içe akan gözyaşları kadar hiçbirşey acıtmıyormuş yüreği.
olmak istesemde ait olamadım sana tutamadım gözyaşlarımı içime aktı çok yandı canım
Bedel; bedenime ağır gelen bir yara şimdi. Seni gören gözlerimin bedeli gözyaşlarımsa, döktü içine yaşlarını ödedi bedelini.Tenine dokunan ellerim ödeyecekse bir bedel yansınlar ateşte o zaman, yoksa ödenemez bu bedel.
Aitsizliğim bir bedelse eğer, yüreğimde ödedi bunu. Ve bedelini ödemem varlığından daha uzun sürdü, bilesin. Bedel ödeme sırası sana gelmişken, yıldızlarını kaybettirip içinden hüzün geçirdiğin gecelerimin bedelini öde ödeyebilirsen şimdi!
Ben seni adı sevmek olsun diye değil, ben seni yürekten sevdim ben seni gerçekten sevdim. Ben senin kaşını gözünü değil ben senin sevgi dolu yüreğini sevdim, ve o sevgiden bir parça alabilmek için ALLAH a hergün dua ettim. Benim sana verebileceğim başka birşeyim yok, elimde bir demet çiçek, gözümde iki damla yaş ve kalbimde... Ve kalbimde senin için beslediğim büyük bir aşk. Ben seni adı sevmek olsun diye değil, ben seni yürekten sevdim. BEN SENİ ÖLÜMÜNE SEVDİM...
YOKLUGUN;kara gecelere dikilen bir ANIT olsada...İnadına güneş her gün doguyor...SENSİZLİK;çürütsede vücudumun SOL yanını;...Bak SAG yanı; hala ayakta duruyor..GİDİŞİN;yaralı gönlüme vurulan bir HANÇER olsada...!BIRAK orda ölsün YÜREGiM....Senin KALBiN;nasılsa bende SAKLI DURUYOR..!!